Türk Sosyologları

TÜRK SOSYOLOGLARI

ÜNİTE 1

ZİYA GÖKALP

Ziya Gökalp sosyolojiyi üniversite’ye sokmuş, araştırma enstitüsü kurmuş , süreli yayın çıkararak sosyolojinin ülkemizde gelişmesini sağlamıştır.
Ziya Gökalp Türkiye’de bugünde tartışılan kimlik,din ,laiklik , devletçi ekonomi, halkçılık , milliyetçilik ,sade dil gibi konuları sosyolojik boyutları ile ele alıp tartışmıştır.Devletçiliği , dayanışmacılığı, halkçılığı,korumacılığı savunan, düzen içinde ilerlemeden yana olan Ziya Gökalp , sosyalizme karşı olmuştur.Sosyalizmin ortaya çıkış ve gelişme koşulları Türkiye’de bulunmamaktadır.Sosyalizm ancak sanayileşmeye bağlı olarak gelişebilir.Sosyalizm Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun düşmemektedir.Sınıfsal çatışmalara ve devrimci açılımlara karşı olan Gökalp,uyumlu ve düzen içerisinde ilerleye bir toplumdan yanadır.Ziya Gökalp’in sosyoloji anlayışında toplum , birey üzerinde her türlü üstünlüğe sahiptir.Birey , toplum için feda edilir.Ziya Gökalp’te bireycilik; insanı ülküsüz , inançsız bırakır ,ahlaki kararsızlığa , hayal kırıklığına , şüpheye, bunalıma sürükler .

PRENS SABAHATTİN

Prens Sabahattin II. Meşrutiyet döneminde Science Sociale ekolünün görüşlerini Türkiye’de savunmuş ve bu anlayışın sosyolojide yerleşmesi için çaba harcamıştır.
Prens Sabahattin Türkiye’nin gündemine,toplumsal değişme ,özel girişgenlik ,idari yerinden yönetim ,bireyci eğitim ,bireyci ve eğitimli aile konularını taşımıştır.
Prens Sabahattin , bireyci toplumsal yapıyı, merkez dışılığı savunan bir sosyoloji anlayışının temsilcisidir.Siyasal ve sosyolojik görüşleriyle Gökalp’i karşısına alan Prens Sabahattin , toplumun rol ve işlevlerini elden geldiğince öne çıkarmayı amaçlamaktadır.
Prens Sabahattin’de bireycilik ; kendine güveni , kararlılığı , girişimciliği geliştirir. Bireyci toplumlar bütüncü toplumlardan ileri ve üstündür.Dünya Egemenliği , siyasal ve ekonomik üstünlük , bireyci Anglo-Sakson toplumların elindedir.Türkiye’yi kurtarmak eğitim ve yönetim alanlarında merkez dışılığı hayata geçirmekle mümkündür.

KODLAMA YOLUYLA EZBER (KYE)

***Ziya Gökalp Türkiye’de =Sosyolojizm ekololü’nün = temsilciliğini yapmıştır.
***Prens Sabahaddin =Türkiye’de = Science Sociale ekolünün = temsilciliğini yapmıştır.
***Batı ve Türk kültür ve uygarlığı eşittir=ifadesi=Ziya Gökalp’in kültür uygarlık ayrımı ile ilgili yanlış ifade
***Prens Sabahaddin’in görüşleri =Sosyolog Mehmet Ali Şevki Sevündük =tarafından =ilk defa uygulamalı sosyoloji çalışmalarına taşınmıştır
***Ziya Gökalp’in dil konusundaki anlayışının esası=Türkçe halkın tümü tarafından anlaşılacak bir dil haline getirilmiştir.
***Prens Sabahattin’in ademi merkeziyetçi anlayışı =Siyasi Yapıyı =kapsamaz
***Türkiye’de sosyoloji kürsüsü’nün kurucusu =Ziya Gökalp’tir .
***Yerinden yönetim veya ademi merkeziyetçi yönetim =Türkiye’nin idari anlamda belirli bölgelere ayrılmasıdır.
***Ziya Gökalp’in milliyetçilik anlayışı =Irkı=içermez.
***Prens Sabahattin’in ekonomide esas aldığı sistem =Liberal Ekonomi

ÜNİTE 2

MEHMET İZZET

Mehmet İzzet’in epistemolojisi pozitivist/idealisttir.Durkheim gibi Tümevarım,Özdeşlik Mantığı ve Karşılaştırmalı Yöntemi kullanır.Toplumsal gerçekler bireylerin istek ve arzularının ötesinde bir şeydir.Toplum da doğa kadar büyük,bireyi ezen ve ona egemen olan bir olgu niteliği taşır.Toplum insanı , doğanın kölesi olmaktan kurtarır.Toplum bir olgudur.Toplumsal hürriyer ile zihinsel hürriyetin birleştiği yer uygarlık alanıdır.Aralarında bir zıtlık bulunmasına rağmen toplumun varlığı bireyi ortadan kaldırmaz,önceden keşfedilmesi gerekir.Toplumsal gerçekler bireylerin istek ve arzularının ötesinde bir şeydir. Durkheim toplumu bireysel bilinçlerden bağımsız bireye dışarıdan baskı yapan işlevsel organik bir yapı olarak tarif eder.İzzet , toplumu bireysel bilinçlerden bağımsız , bireyler üzerine baskı yapan doğal bir varlık olark tanımlar.Durkheim için birey bir kurgu değil , ahlaki ve sosyal bir varlıktır.Birey aktördür ve toplumun ona verdiği rolü oynar.İzzet’e göre her insan benliği ya içinde yaşadığı toplumun veya toplumların etkisi altında yoğrulur.Bireyi toplumla açıklamak gerekir.Durkheim sosyolog ve devletin ilişkisini biyolog ile doktorun ilişkisine benzetir.Bilim/Sosyoloji =toplumun doğal yasalarını bulacak.Teknik/siyaset=bu yasaları uygulayacak düzeni oluşturacaktır.İzzet toplumda bilim ile siyaset arasındaki ilişkiyi tıp ile biyoloji arası ilişkiye benzetir.İzzet”sosyoloji teorik bir ilim olmalı , siyaset de onun uygulayıcısını oluşturmalıdır” der.

Toplumsal Farklılaşmanın nedenleri:
Nüfus yoğunluğunun artması , nüfus hacminin büyümesi sonucu organik toplum oluşur.Bir toplumun çağdaş diye nitelendirilmesi için o toplumun içinde mesleki farklılaşmanın ne ölçüde arttığına bakılır .Meslek bireysel bilinci belirler.Demokrasi bireyleri korporasyonlarda toplanmaya zorlamak ve özellikle siyasal karar alma mekanizmasına katılmalarını engellemektedir.Korporatizm devleti yğınların baskısından kurtaracaktır.İzzet içinde toplumsal farklılaşmanın nedenleri Tıpkı Durkheim gibi nüfus yoğunluğunun artması nüfus hacminin büyümesidire :bunun sonucu iş bölümüdür.İş bölümü sonucunda cemiyet (organik dayanışma) toplumun oluşması sağlanır.Durkheim için devlet , toplumsal organlar gibi bir organdır.Yansız bir organdır.İşlevi toplumda organik dayanışmayı sağlamaktır.Ekonomik anarşiye engel olmanın tek yolu ekonomik etkinliğin toplumsal bütünün çıkarını gözeten bir güç tarafından denetlenmesidir.Devlet ticaret ve sanayi alanlarına mutlaka el atacaktır.Bu karışmacılık toplumun özelliğidir.
İzzet ahlak konularının önemli sorununu ahlaki kıymetlerin oluşu ile ahlakın ayırt edici özellikleri şeklinde somutlaştırır.Ahlakın esası bireysel ilişkilerdir.Bundan dolayı konu toplumsal mahiyettedir.Ahlaki hareket tarzı sadece toplumsal yaşayış ile toplumsal hareketlerin bir şeklidir .
Mehmet İzzet’in konuları ele alış şekli çağdaş bir anlayışı yansıtır.Türkiye’deki felsefi idealizmin en önemli temsilcisidir.İzzet Gökalp’in kültür ile ilgili düşüncelerini aşmayı deneyerek , ihtiyatlı diyalektik ölçüsüyle , bir senteze ulaşmaya yönelmiştir.Pek çok düşünür ile polemiklere girerek felsefenin ihtiysaç duyduğu tartışma ve dinamizm ortamının oluşmasını sağlayan ender kişilerden biridir.Çağdaş Türk düşüncesinde ideoloji ve ideali ayırdığı gibi milliyetçilik ve milliyeti de birbirinden ayırır.Sonuçta milliyet duygusunu dinileştirmiştir ve bunda Ziya Gökalp’in kültür ile kalp arasında benzerlik görmüş olmasından faydalanmıştır.İddia etmiştir ki milliyet dini bir bağdır , bir imandır.Fakat her iman , milli iman değildir.İzzet , medeniyet birleşince kültürlerinde birleşeceğine hükmetmiştir.Mehmet İzzet fikir ve ahlak bütünlüğü ile kendini farklılaştırır, tenkit gücü ve görüşleri ile Ziya Gökalp’in düşncelerini felsefi bir diyalektikle tamamlamaya , ya da aşmaya çalışır.Bunu yaparken İzzet Durkheim’in düşüncelerini Gökalp’ten daha çok kullanır.

ZİYAEDDİN FAHRİ FINDIKOĞLU

Fındıkoğlu’na göre sosyoloji toplum bilimidir.Sosyolojinin konusu toplum veya toplumsal realitedir.Toplumsal realite realitenin diğer parçaları ile ilişkilidir. Realitenin içindeki sosyal olgular bir nesne , şey gibi ele alınmalıdır.Bu realite içindeki sosyal kurumların çoğu önceki nesiller tarafından sonrakilere hazır olarak bırakılır.
Fındıkoğlu’na göre tasarlanan uzun bir Zaman içerisinde aynı kalan sosyal realitenin bu realite havası içinde yaşayan fertlerden ve iradelerden bağımsız bir çeşit kolektif şuur olayları vardır ki sosyolojinin asıl konusu budur.Sosyal realitedeki değişmeler organizmacı-evrimci bir modelle açıklanabilir.
Fındıkoğlu’na göre sosyolojide kesin determinist açıklamalar değil ,olasılıklı açıklamalara dayalı bir determinizm görülür.Fındıkoğlu’na göre belirli bazı sebeplerden dolayı Türkiye’de fikir hayatı gelişmemiş , bir düşünce geleneğinin sağlam bir şekilde kurulabilmesi ve kültürel hayatın geliştirilmesi için sosyal değerleri birbirinden ayırmak gerekir,aydının içinde yaşadığı toplumla sağlıklı bir etkileşiminin kurulması ,kültürde ademi merkeziyetin sağlanması , Batı medeniyetinin bilimsel ve felsefi ortamını bir bütün olarak yaratmaya çalışmak gerekir.
Fındıkoğlu’na göre Türkiye’de üniversite özerkliği konusu yanlış anlaşılıp uygulanmaktadır, yüksek öğretimde verimlilik ve nitelik düzeyi düşüktür.

KODLAMA YOLUYA EZBER(KYE)

***İdealler bireysel yaşamın ürünüdür=ifadesi=Mehmet İzzet’in sosyoloji anlayışı için söylenemez.
***Kültür ile medeniyet arasındaki fark muhteva farkıdır=ifadesi=Mehmet İzzet’in kültür ve medeniyet ayrımı için söylenebilecek ifade’dir.
***Mehmet İzzet’te toplumsal ilerlemenin şartı=Fikri Ademimerkeziyet
***Milliyet duygusu insanların birlikte hareket etmelerini sağlayan bir dürtü olarka her zaman birleştiricidir=ifadesi=Mehmet İzzet’in milliyetçilik anlayışını yansıtmaz
***Medeniyeti koruyan ve onun sürekliliğini sağlayan bireydir=ifadesi=Mehmet İzzet’in sosyolojisinin konusu olan cemiyet hakkındaki görüşlerden biri değildir.
***Frederic Le Play=Fındıkoğlu’nun sosyojiinin konusu ve metodunu belirlerken
Fikirlerinden yararlandığı düşünür.
***Fındıkoğlu’na göre aydının=Kendi toplumundan ve milli meselelerinden kopuk olma=özelliği =Türkiye’de bilimsel ve felsefi bir düşünce geleneği kurulmasını olumsuz yönde etkilemektedir.
***Bilimsel ve kültürel faaliyetleri denetleme =devletin kültürel hayattaki rolünün içine girmez.
***Üniversitelerin birbirleriyle , toplum ve çevre ile ilişkili olmaları gerekliliği= Fındıkoğlu’nun üniversiteler konusundaki önerilerinden biridir.
***Tarihi Bakış Açısı=ifadesi=Eğitim-öğretim alanında ki temel ilkelerden biri değildir.

ÜNİTE 3

MEHMET ALİ ŞEVKİ SEVÜNDÜK

Fransa’da Le Play , Tourville ve E. Demolins önderliğinde geliştirilen anket , gözlem ve monografi tekniklerini esas alan , Science Sociale ekolünü ülkemize taşıyan isim Prens Sabahattin ; ekolün çizgisinde alan araştırmaları yürüten isimde Mehmet Ali Şevki Sevündük’tür.Sevündük,Science Sociale’in genel yaklaşımından yola çıkarak monografik incelemelerin önemini vurgulamış , monografi ve anket örnekleri hazırlayarak uygulamış bir sosyolog’tur.
Mehmet Ali Şevki Bey , 1918’den itibaren , Meslek-i İçtimai dergisiyle Science Sociale ekolünü canlandırmayı , etkili hale getirmeyi dener .Köy Sosyolojisini merkeze alan çalışmalar planlar.Çalışmalarında, ekolüne bağlı olarak monografi,anket ve gözlem tekniklerini kullanan araştırmalar yürüten Sevündük , bu teknikler aracılığı ile ülkenin nasıl tanınabileceğini de göstermeyi dener.
Mehmet Ali Şevki Bey’e göre , objektif bilim vesika toplamakla , doğrudan gözlem ve anket yapmakla mümkündür.Denemeye dayalı bilimlerde asıl amaç olaylar arasındaki ilişkileri belirlemektir.
====M. Ali Ş. Sevündük=Osamanlı Tarihinin Sosyal Bilimle Açıklanması= adlı kitabın yazarı
Türkiye’de köye yönelik sosyolojik ilgi 1918’de Meslek-i İçtima Cemiyetinin kurulması ile Science Sociale ekolü tarafından başlatılmıştır.Köy araştırmaları yapmak üzere Science Sociale Ekolü’nün kurduğu derneğin köy çalışmaları yapmasına savaş koşulları engel olmuştur.Sosyolojik kapsamlı ve fiili köy çalışmaları 1930’larda Mehmet Ali Şevki Bey tarafından Kurna Köyü monografisi ile gerçekleşmiştir.
====Nurettin Şazi Kösemihal= ”Memleketimizde ilk monografik tetkikte bulunma şerefi “ M.A.Şevki Beye aittir”sözleri ile bu çalışmayı selamlayan kişi.
====Türkiye’deki ilk alan araştırması =M.A. Şevki Bey tarafından 1936’da yapılan= Kurna Köyü Araştırması’dır. M.A.Ş. Bey, ekolünün görüşleri doğrultusunda eğitim önemine değinmekte ve sosyal bir kurum olan eğitimin toplumsal , ekonomik ve siyasal yapıya bağlı olduğunun altını çizmektedir.Ona göre,ülkemizin , ekonominin her alanında gereksinim duyduğu girişken iş adamları yetiştirecek bireyci bir eğitim felsefesine ihtiyacı vardır.Eğitim konusundaki görüşlerini Science Sociale ekolü doğrultusunda ortaya koyan M.A.Şevki Bey’e göre , devleyt müdahalesinin olduğu her yerde kadrolar sıradan , tekdüze yetiştirilir.İngiltere’de ise okul sisteminin daha karışık gözükmesinin nedeni=devlet müdahalesinin sınırlı olmasındandır.
Eğitim devlet sorumluluğunda başarıya ulaştırılırken özel eğitim olanaklarının da gelişmesine imkan sağlanmalıdır.Çocukların ve gençlerin eğitim süreci ,ailenin geçimi içinde var olan bir olgudur.Eğitim ihtiyacını belirleyen etkenler :-Ülkenin teknik seviyesi, -ailenin eğitim eğilimleri ve aile tipi’dir.
Bir sosyal kurum olarak eğitimin toplumsal ,ekonomik ve siyasal olaylarla ilişkisi bulunmaktadır .Bu nedenle, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat ile başlayan merkezileşme süreci eğitim politikalarını da etkilemiştir.
Eğitim konusunda değerlendirmeler yapan M.A.Şevki Bey , halkın çoğunluğunun kısa süreli bir ilköğretim sınırını aşamadığını hatta buna gerek bile duymadığını belirtir. M.A.Ş bey, aile ile ilgili çalışmalarında , üretim ilişkileri açısında ailenin önemine dikkati çeken bir politika izler.Buna göre, çiftci ve işçi ailelerinin tiplerini ,köyde ve kasabada toplanış şekillerini,çiftliklerin kuruluşun ,yaylakla kışlak arasındaki geçer göçer bir yaşam sürenlerin hayat koşullarını,tüccarla üretici arasındaki ilişkileri , köylerle şehirler arasındaki bağları görüp anlamış değiliz.Oysa bunların araştırılması gerekir.
Çağdaş Batı Uygarlığını KuzeyBatı Avrupa çevresinde oluşmuş bireyci ailenin yetiştirdiği bağımsız ve girişken bireylerin ürünü sayan Sevündük , ülkemizin temel sorunlarını bireyi bu özelliklerden mahrum bırakan aile eğitimine bağlamaktadır.
M.A.Ş Sevündük ,Science Sociale kuramı çerçevesinde Osmanlı Tarihinide açıklamaya çalışmıştır.Ona göre, Osmanlı Devletini kuran Türklerin Ana yurdu olan Orta Asya,yüksek yaylaklardaki otlak steplerin doğurduğu bir toplum tipinin üyesidirler.
Sevündük’e göre , Osmanlı siyasal birliği kuruluşunda , yönetimle devletin aynılaştığı ve Osmanlı adını taşıyan yönetici grubu Müslüman ve Müslüman olmayan “Reaya” üzerinde kurduğu bir devlettir.

İSMAYIL HAKKI BALTACIOĞLU

Baltacıoğlu’nun siyasi dünya görüşü , olaylara bakışı , bilim anlayışı , üniversiteden mezun olduğu 1908’den itibaren ,II. Meşrutiyet döneminde şekillenmeye başlamıştır.Onun bilimsel görüşlerini belirleyen üç isim:
1-Eğitim alanında =J. J Rousseau
2-Felsefe alanında =H. Bergson
3-Sosyoloji alanında =Emile Durkheim
Bu isimleri tamamlayan dördüncü isim ise ZİYA GÖKALP’tir.Bilimsel düşüncelerini şekillendiren bu isimlerden sonra hayran olduğu ve Türk gençlerinin örnek almalarını istediği kişilikler ise M. Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ‘dür.

====Sosyolog İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun mensubu olduğu ekol =Sosyolojizm ekolü’dür
====Ona göre , Durkheim Okulu , sosyolojinin ulaştığı son aşamadır.Bu anlayışını defalarca ifade etme gereği duymuştur.
===Yeni Adam=Baltacıoğlu’nun hayatını adadığı dergi
===Baltacıoğlu , sosyologluğunun yanı sıra Türkiye’nin önde gelen eğitimcileri arasında yer alır.Bunda :
1917’de hoca olarak atandığı Darülfünun’da Ziya Gökalp’in önerisi üzerine Eğitim sosyolojisi dersleri vermeye başlamasının büyük katkısı olduğunu düşünmekteyim(Sözkesen ,M. Abdullah).
Baltacıoğlu ,Comte ve Durkheim’dan sonra Gökalp’i dünyanın en önemli sosyologlarından biri kabul edip onun pek çok konudaki görüşünü benimseyip geliştirmeye çalışırken ve sosyal konuları benzer şekilde yorumlarken ,bir başka Türk Sosyoloğu,Yunus Kazım Köni ,Baltacıoğlu’nu görüşleriyle Durkheim’dan sonra Sosyolojizm ekolünün en büyük sosyoloğu olarak selamlar.
===Baltacıoğlu’nun sosyoloji açısından bazı eserleri : Mürebbiler ,Tarih ve terbiye, Tiyatro ,İçtimai Mektep , Türke Doğru, Batıya Doğru , Sosyoloji , Halkın Evi, Pedagojide İhtilal , Ziya Gökalp , Türk Milliyeti , Adam Nasıl Yetiştirilir, Türk Plastik Sanatları , Kültürce Kalkınmanın Sosyal Şartları , ve Atatürk: Yetişmesi ,Kişiliği , Devrimleri…

Ziya Gökalp ve Emile Durkheim’dan etkilenen Baltacıoğlu’da sosyolojizm ekolü çevresinde din sosyolojisine ilişkin görüşlerini ortaya koymuştur.Buna göre, dünyada hiçbir toplum dinsiz değildir.Dinsiz bireyler olabilir ama dinsiz toplum olamaz.
Anormal olan dinin kendisi değil ,din yaşayışının anormal şekilleridir.Din ile bilim de çatışmaz .Bu çatışma varlığını sadece yarım kafalı aydınlarda sürdürür.Bilim softalarının bilimi olmaktan çıkarmaları gibi, onlar da dini din olmaktan çıkarırlar.

Baltacıoğlu’nun dini temeline yerleştirdiği iki olgu toplumsal kurumlar ve toplumsal ilişki’dir.Toplumsal yapıyı , ekonomiyi , toplumsal kalkınma düzeyini belirleyen temel kurum ;dindir.
===Baltacıoğlu toplumların tanrı kavramına erişmesine kadar olan süreci :”Toplumlar ; yönü somuttan soyuta ilerleyen belli aşamalardan geçerken =buna din fikrinin de kayıtsız kalmamasıyla= ilkel toplumlar arasında yer alan klanlarda totem çok defa bir hayvan , bir bitki iken = dinsel tasavvurlar da aşama aşama soyutlaşmaya başladı ve bir süre sonra tanrı kavramına erişti.” Olarak açıklamıştır.
Baltacıoğlu’na göre din ;” tüm toplumlarda görülen sosyal bir olgu olması nedeniyle doğal olarak soyolojinin konusu’dur ve din’de sosyal bir kurumdur.”
Baltacıoğlu’na göre dinin başlıca iki konusu vardır:
İnceleme konusu olan din
İnanma konusu olan din
Baltacıoğlu’na göre dinler üç açıdan incelenir :
Din sosyolojisinin , sosyal bir varlık, sosyal bir kurum olarak incelediği dindir ,
Din psikolojisinin , psikolojik bir varlık , tek insan bilinci olarak incelediği dindir ,
Din metafiziği tarafından tüm varlık olarak incelenen dindir.

Baltacıoğlu’na göre , dinsiz millet , milliyetsiz din olmaz.Dinin milletleşmesi reformla olur.
Baltacıoğlu , din konusunda reformist ve milliyetçi bir anlayışa sahiptir.Ona göre dini yok sayarsak onu gerici güçlerin tekeline bırakırız.

Baltacıoğlu , din ve millet ayrımına şiddetle karşı çıkar.Ona göre din ile millet etle tırnak gibidir ve birbirinden ayrılamaz , ayrı ayrı düşünülemez.Ona göre , Türk milli kimliği yeniden oluşturulurken , toplum şekillenirken din , dil , sanat ayrı ayrı ele alınamaz .İslamiyette millet yoktur düşüncesi yanlıştır.
Milli kişiliğin özü 3’tür :
– Milliyetçilik , -Din – , -Sanat.

Baltacıoğlu’nun din ,dil , millet ve milliyet ile ilgili görüşlerini ,Batıcılıkla ilgili görüşleri tamamlar .Ona göre Batı ,uygarlığın temsilcisidir.Uygarlık işi , herşeyden önce akıl ve yöntem işidir,bunun iyi anlaşılması gerekir .Uygarlık uluslararasıdır.Avrupa uygarlığı deyince , Avrupa’da bu uygarlığın öbeğine giren uluslarda ortaklaşa olan teknikleri anlamamız gerekir .Medeniyet bir teknik işidir.Örneğin müziğin melodileri kültüre , tekniği ise uygarlığa girer.
Baltacıoğlu’da kültür ve uygarlık ayrımı yapar.Gökalp’te olduğu gibi Baltacıoğlu da,uygarlığın aklı,yöntemi , tekniği temsil ettiğini ;kültürün ise millete özgü ve milli olduğunu belirtir.Uygarlık uluslar arasıdır, öğrenilebilir , kurulabilir ,alınabilir .Millet ise doğar ,öğrenilmez yaşanır.Vicdan kaynaklı olan herşey Türke ,akıl kaynaklı olan herşey Batıya doğru olmalıdır.
Baltacıoğlu , Batı’dan kültür değil uygarlığın alınması gerektiğini belirtir.Ona göre , biri alınırsa diğeri de gelir anlayışı yanlıştır.
Milliyetçi,laik,cumhuriyetçi ,halkçı ,reformcu olan Baltacıoğlu, faşizminde şiddetle karşısında yer almıştır.
Toplumcu, uygulamaya dönük ve yerinden öğrenimden yana olan Baltacıoğlu, ezbere dayalı bir eğitim anlayışının karşısında, uygulamaya ve uygulamalı öğrenmeye dönük bir eğitim anlayışını savunmuştur. Bu anlayışını geliştirirken de
sosyoloji ile psikolojiyi uzlaştırmaya çalışır.
Baltacıoğlu, sosyolojiyi kullanarak laik, Batıcı ve
milliyetçi resmi ideoloji ile örtüşen görüşler üretmiştir.Batıcı, laik ve milliyetçi resmî ideolojinin paranteze aldığı din olgusunu da bu ideolojik ana gövdeye dahil etmiştir.
Baltacıoğlu’nun, uzlaştırmacı ve çalışkan kişiliği ile Türkiye’de sosyolojinin gelişmesine önemli katkıları olmuştur. O, Türk sosyoloji tarihinde
pozitivizmle metafiziği, Durkheim-Gökalp çizgisi ile Bergson mistisizmini, sosyoloji ile psikolojiyi, geleneksellikle modernliği uzlaştırmaya çalışan , eklektik bir sosyologtur.

KODLAMA YOLUYLA EZBER (KYE)

====Kurna-İstanbul =İlk köy sosyolojisi araştırmalarının yapıldığı yer

====Sosyoloji çalışmaları kadar eğitimle igili çalışmalarıyla da tanınan sosyolog=İ.H. Baltacıoğlu

====Osmanlı Tarihini Science Sociale ile açıklayan Sosyolog =M. Ali Sevündük

====Sanat sosyolojisi ile ilgili görüşleri ve sanat yapıtları ile öne çıkan sosyolog= İ.H. Baltacıoğlu

====Bireyci eğitim anlayışı=Geleneksel değerlere ve ailesine sıkı sıkıya bağlı =insan tipi yetiştirmez.

====Ahlak = İ.H. Baltacıoğlu ‘nun yaptığı tanımlar esas alındığında ,kültürün içinde yer almayan tanım

====Dil,Din,Sanat= İ.H. Baltacıoğlu’na göre kalkınmanın temel bileşenleri

====Bireyci toplum =M.A.Ş.Sevündük’e göre ideal olan toplum tipi

====Osmanlı Tarihinin Sosyal Bilimle Açıklanması = M.A.Ş.Sevündük’ün eseri.

====Türk’e doğru=Toplumsal kurumların reforme edilmesi konusunda Baltacıoğlu’nun temel tezi

ÜNİTE 4

HİLMİ ZİYA ÜLKEN

Ülken Türk düşünce tarihinde önemli biryere sahiptir.Çalışmaları felsefe ,sosyoloji ve psikoloji alanlarını kapsayacak genişliktedir.19. yy’da bağımsızlıklarını kazanan sosyal bilimlerin ayrışma ve kesişme noktalarını çok iyi takip edebilen bir düşünürdür.Türkiye’de sosyolojinin kurucusu olarak kabul edilen Ziya Gökalp’I yakından takip eden Ülken ,hem bilim hem de düşünce çizgisini bu hesaplaşmayla geliştirmiştir.Pozitivist bilim anlayışının sosyal alanda yetersizliğini Dilthey’a dayanarak gösteren Ülken, doğru yöntemin her ikisi arasında denge kurmaktan geçtiğini gösterir.Tek faktörlü yaklaşımların eksikliğine işaret eder.Gökalp gibi O da sosyoloji bilimi içinde yaşadığımız toplumun özelliklerini öğrenebileceğimizi ve gerçekliğin bilgisine ulaşabileceğimizi ve gerçekliğin bilgisine ulaşabileceğimizi düşünür.Bunun için meydana gelen iyi tahlil etmemiz gerekir.Ülken bu tahlil sonucunda Gökalp’in Turancılığının gerçeklere uymadığını ve bunun yerine Anadolucu görüşün geliştirilmesi gerektiğini savunur.Anadoluculuğun önemli isimlerinden birisi olarak, belli bir tarihe ,belli bir vatana bağlı bireylerin yoğrulmasıyla millet haline geldiğimizi belirtir.
Hayali millet tanımlarının gerçekliğe uymadığını ve bunların yerine sosyolojik bulgulara dayalı hakiki millet varlığına dayanmak gerektiğini düşünür.Dünya görüşünü tarihteki ve sosyolojideki son gelişmeler ışığında bilimsel verilerle geliştirir.
===Bilim ister madde, ister mana ile uğraşsın ,tasvir ve izahtan vazgeçemez.Dolayısıyla sosyal olayların açıklanmasında tabiat bilimlerinin yöntemlerinden faydalanmak gerekir.Her iki alem birbirinden kesin çizgilerle ayrılamaz.
===Sosyolojinin asıl konusu,monografiler vasıtası ile parçalardan bütünlere doğru gitmek üzere içtimai teşekkülleri tetkik etmektir.
===Ülken’e göre kavramların gerçek manalarını kavrayabilmek için hangi şartlarda ortaya çıktığınıu , hangi gerçeğe karşılık geldiğini ve kökenini bilmek gerekir.Soyut kavramlar zihnin en nazik ve en tehlikeli oyunudur.
===Ülken’e göre sosyolojinin sahasında sosyal ilişkilerin incelenmesine temel olaylardan başlamak gerekir.Sebep yerine fonksiyon,katı determinizm yerine ihtimali determinizm koymak gerekmektedir.Buna göre toplumun yapısı ancak ihtimali determinizm ile kavranabilir.
===Toplum, ne fertler toplamından ibaret bir yığın,ne de tamamen organizmaya benzeyen bir gerçeklik veya bir varlık sahasıdır.O ancak ,içine aldığı fertler arasında,fertliklerinden ayrı bir duygu ve düşünce tarzı halinde bütünleşen bir varlıktır.
===Yurt düşüncesi kendisini vücuda getiren muhtelif amiller ne olursa olsun,milletin dayanağı olan esaslı ve değiştirilemez gerçek olduğundan , başta manevi hayatımızın ve kıymetlerimizin temelidir Toplum olarak sosyal varlığımız, devamını ve istikrarını ondan alır.
===Millet tarihi bir kuruluştur.Vatan sınırlarının çizilmesi,milli dilin doğuşu,milli kültürün gelişmesi uzun bir evrimin ürünüdür.Bundan dolayı ne siyasi kararlarla , ne de ani inkılaplarla milletler tarih sahnesine birdenbire çıkamazlar.

NİYAZİ BERKES

Niyazi Berkes’in sosyolojisi , toplumu tarihsel süreç içinde anlamaya ve geçirdiği sosyal değişme evrelerini tespit etmeye çalışan bir özellik taşır.Felsefe ve Sosyoloji eğitimi alan Niyazi Berkes ,Türkiye’nin çağdaşlaşma serüveni üzerinde çalışmalar yaptı ,düşünceler geliştirdi.Son iki yüzyılımızda en çok tartıştığımız ve gerçekleştirmeye çalıştığımız yenileşme hareketlerini analiz etti.Bu süreçte kullanılan temel kavramlar olarak laiklik, sekülerlik, asrilik , çağdaşlık,Batıcılık,milliyetçilik ve devrimler üzerine analizler yaptı.Türkiye’nin çağdaşlaşmasını eski kalıplardan kurtulmasında gördü.Bunun en önemli merhalesi olarak Cumhuriyer devrimlerini gösteri.Berkes,Batı sosyolojisindeki ilerlemeci ve evrenselci teorilere uygun şekilde toplumun geri kalmışlıktan modernliğe doğru nasıl gelişmesi gerektiğini göstermeyre çalıştı.Analizlerini bu çerçeve içinde yaptı.Batı karşısında taklitçilik ve peykçilikten uzak durmaya çalıştı.Batı’nın emperyalist tavrı ile modern tavrını iki yüzlülük olarak gördü ve dikkatli olmak gerektiğini vurguladı.Bu ikiyüzlülüğü en başarılı şekilde aşmaya örnek olarak Atatürk devrimlerini gösterdi.Berkes Batı’cı olamayan bir modernleşmeci aydın olarak, ülkesinin ilerlemesi önündeki engellerle mücadele etti.Ülkenin ilerlemesi için kendi dinamikleriyle yenileşme adımları atmasının önemini gösterdi.

KODLAMA YOLUYLA EZBER

====Ziya Gökalp=ilk önce İlm-i İçtimaiyat sonra İçtimaiyat adlarıyla başlayan sosyolojinin temellerini atan sosyolog

====”Laiklik Berkes’e göre sadece din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir” ifadesine göre=laikliğe aykırı ifade=Devlet herşeyi belirleme yetkisine sahiptir.
====H. Ziya Ülken katı nedensellik yerine ihtimali determinizmi koymak gerektiğini belirtir=Buna göre ihtimali determinizm=Olayların birden fazla nedeni hesaba katılmalıdır.
====Niyazi Berkes’e göre ilerlemenin anahtarı =Sekülerleşme ve Çağdaşlaşma
====Anadoluculuk=H. Ziya Ülken ,büyük Türkçülük adını verdiği Turancılığın sosyal ve tarihi şartlara uygun olmadığını,yaşanan olayların ortaya çıkardığını görür=ifadesi=bu durumda gerçeğe en uygun görüş
====Berkes’e göre Kemalizm adı verilebilecek Türk Ulusçuluğu, geçmişin kalıplaşmış geleneklerine bağlı olmayan,geleceği dönüştürecek devrimci atılımların gücünü taşıyan ilerlemeci bir akımdır=ifadesine göre yanlış ifade= Ulusçuluk muhafazakar olmalıdır
==== H. Ziya Ülken’e göre sosyal hafıza cemiyet içinde mitolojiler,destanlar,tarihler ve hatıralar şeklinde kendini gösterir.Buna göre sosyal hafızanın asıl merkezi= Vatan’dır.
====Berkes’e göre Gökalp ulusculuğu dinciliğin ve ırkçılığın elinden kurtaramamıştır.Kurtuluş Savaşından sonra bazıları Gökalp’I istismar etmişlerdir.Buna göre Kemalist ulusçuluğa aykırı olan ifade= Ulusal varoluşu kan ya da din birliğinen dayandırmak
====Toplum birey üzerinde etkili, bireyler de toplum üzerinde etkilidir.Bireylerden bazğımsız kolektif bir toplum ruhundan veya varlığından söz edilemez.Buna göre=Toplum ruhu bireylerden bağımsızdır=yanlış ifade
====Her çağdaşlaşma döneminin arkasından bir dinselleşme humması dini bir gelişme değildir.Buna göre =Peygamberle gelen vahiy=bu anlamda dinselleşmeye örnek olamaz

__________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________
FİNAL ÜNİTE ÖZETLERİ
___________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________________

ÜNİTE 5
BEHİCE (SADIK) BORAN

#Behice boran =Toplumsal kurumların işleyiş biçimini, bireylerin günlük pratiklerinden çıkarmaya yönelen “İlm-i İçtimai” ekolünün 1940’lardaki temsilcisidir.
#Behice Boran’ın dahil olduğu ekolün= epistremolojik anlamda= Durkheimci Pozitivist Sosyoloji anlayışına daha bağlı olduğu söylenilebilir.
#Pozitif Sosyoloji= Toplum üzerine bir bilim olan , sosyolojinin doğa bilimi benzeri evrenselci bir niteliği olduğunun altını çizer.
#Sosyolojinin konusu olan toplumun evrensel boyutuna vurgu yapılır.
#Behice Boran’ın sosyolojisi= Metodolojik olarak kendi üyesi olduğu ekolü takip etmesine rağmen =ontolojisi daha eklektik bir tavra sahiptir.
#Bu ontoloji’de Durkheimci Organizmacılık =
-Yapısal-İşlevselcilik ve
-Marksçı toplum anlayışlarıyla birlikte kullanılmıştır.
#Behice Boran=Toplumsal kurumların işleyiş mekanizmalarının ancak günlük hayattan pozitivist metodoloji ile elde edilecek nicel veriler

ile ortaya çıkarılabileceğini iddia eder .
#Behice Boran=1950’de “Barışseverler Cemiyeti” nin kurucuları arasında yer alır.
#Mesleki hareketlilik=Behice Boran’ın burslu olarak gittiği Michigan Üniversitesi’nde yaptığı doktora tezinin konusunu oluşturur.
#Boran=Alba Edwards’ın ‘sosyo-ekonomik statü grupları’nı temel referans alarak =ABD’de 1910-1930 arası ücretli mesleklerde çalışan nüfusun= her bir on yılda , meslekler arasındaki akışkanlığını tespit etmeye çalışmıştır.
#Behice Boran’ın temel sosyolojik eseri= ”Toplumsal Yapı Araştırmaları”
#Kitabında yer alan çalışmasını=Manisa’ya bağlı sekiz ova köyü (Adiloba ,Tepecik ,Sarıçam , Kepenekli ,Yılmaz,Saruhanlı ,Hacı Rahmanlı,Paşa)
ve beş dağ köyü (Siyetli,Kuruköy,Dazyurt,Yayla, Kışla) üzerine yapmıştır.
#Kitabın “Problem ve Metot” kısmı=onun sosyolojisini bize veren en önemli kısımdır.
#Boran ,öncelikle problemi belirler.
#Buna göre çalışmanın problemi=bir topluluğun toplumsal yapısınınfarklılaştığı fonksiyonel kısımlar arasındaki, özellikle iki kısım(alt yapı ve üst yapı)arasındaki ilişkileri aydınlatmaktır.
#Boran’a göre sosyal yapı=kurumların birbirleriyle azçok bütünleşerek oluşturduğu toplumsal düzendir.
#Sosyal değişme sürecinde kurumlar=çözülme ve yeniden birleşme yaşarlar.Bu süreçte toplumsal bütünleşme gevşer ve gerginlikler ortaya çıkar.
#Kurumlar=toplumun yapısını oluşturan fonksiyonel birimlerdir.
#Bu kurumlar insanlar arası yerleşmiş , tekrarlı ve devamlı ilişkiler şekli veya ilişkiler sistemidir.
#Boran’a göre kurumlar iki kısımdır=
*Toplum-doğa ilişkilerinden kaynaklı insanlar arası ilişkiler sistemi,
**Doğrudan toplum-doğa ilişkilerinden doğmayan insanlar arası ilişkiler sistemi…
*Birincisi , insanın doğayı kendi ihtiyaçlarının tatmini için işletmesinden doğan insanlar arası ilişkilerdir,
**İkincisi ise bu ilişkilerden doğanlardır.
#Sosyal araştırmalarının konusu ,farklı zaman ve mekan şartları içinde bu iki sistemin sosyal değişme sürecinde nasıl somut(olgusal) olarak çeşitlendiğini belirtmektedir.
Bunun anlamı=Boran için , sosyolojinin başlıca konusu ;sosyal değişme ve toplumsal evrim’dir.
#Boran’ın =Adımlar ,Yurt ve Dünya Düzeni dergi yazılarının ağırlıklı konusu toplumsal değişme bağlamında şehirleşme ve sorunları ile birlikte köy kalkınmasıdır.
#Boran=Marksist bir şekilde,üretim araçlarının ve kullanılan enerji türünün değişmesi ile birlikte yaşanan evrensel bir toplum hadisesi olarak kavramlaştırır.
#Boran =toplumsal değişmeyi üretim araçlarının birikerek değişmesi bağlamında ,bir evrimsel süreç olarak kavramlaştırmaktadır.
#Boran=toplumsal değişmenin toplumlar arası boyutunu da vurgular.
#Ona göre, toplumlar bir bütünün parçalarıdır,iç ve dış değişimler birbirlerini ideolojik olarak etkilemektedirler.
#Toplumlar arası ilişkinin araçları ise ekonomik süreçler, ulaşım ve iletişimdir.
#Boran=toplumlar arası ilişkilerde toplumların öngördüğü fonksiyona göre farklılaşarak kimilerinin merkezde kimilerinin çevrede yer aldığını söylerken 1960’lı yıllarda Türk düşüncesi nin temel kavramsal çerçevesini oluşturan bağımlılık okulunun terimlerini kullanması ilgi çekicidir.
#Yurt ve Dünya Dergisi=Boran’ın edebiyat ve sanat sosyolojisine dair ilk yazılarını yayınladığı ,sahibi ve yayın müdürü olduğu,DTCF’den arkadaşları ile birlikte çıkardığı dergi
#Boran’ın kitap eleştirisi ve çeviriler yaptığı yayınlar :-Yurt ve Dünya , -Adımlar
#Boran’ın sanatı ve edebiyatı ele alışı=Marksist sosyoloji itibariyledir.
#Halide Edib’in romanlarını tahlil ettiği makale=Boran’ın edebiyat sosyolojisinde en çok bilinen yazısı.
#Boran, Yurt ve Dünya dergisinde yayımladığı bir diğer Türk Romanı ile ilgili yazısında=1940’lı yılların popüler kadın romancıları olan=Kerime Nadir,Muazzez Tahsin Berkand ve Mebrure Sami’yi =’şekerli şurup gibi bayıltıcı’ bir duygusallık içeren romanlarından ötürü eleştirmektedir.

İBRAHİM YASA

#İbrahim Yasa=Türkiye’de toplumsal yapı ve değişme alanında önemli çalışmaları gerçekleştirmiş=modern Türk sosyolojisinin oluşumuna katkılarda bulunmuş bir sosyologdur.
#Eserleri=
*Toplumsal Yapı ve Değişme,
**Aile Yapısı
#Yasa,çalışmalarında =nicel tekniklere önem verir ve sonuçlardan nicel ve kültürel sonuçlarda çıkarabilmiştir.
#Bu özellik onun sosyolojisinin en temel niteliği.
#İbrahim Yasa=Köy monografilerinin en gündemde olduğu 40’lı yılların başlarında Hasanoğlan köy çalışması’nı 25 yıl sonra tekrarlayarak esas ilgisinin değişme noktasında olduğunu bize göstermektedir.
#Yasa=toplumsal yapının gündelik işleyişini sayı ile belirlerken bu sayıların kültürel anlamını da ortaya çıkarmaya çalışmıştır.
#Bu itibarla pozitivist metodolojisini nitel ve anlamacı metodolojik çıkarımlarla bütünleştirebilmiştir.
#İbrahim Yasa=Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ’nde =Sosyal Siyaset kürsüsünü kurmuş ve
köy monografileri ve aile çalışmaları ile tanınmış bir sosyoloğumuzdur.
#Fransız Sosyolog Le Play’i ülkemize tanıtan Prens Sabahattin ve M. Ali Şevki Bey ile başlayan “ilm-i içtima” denilen bu sosyoloji anlayışı Türk toplumunun yapısal işleyiş ve değişimini mikro çalışmalar ile yakalamaya çalışır.
#Erken Cumhuriyet döneminde başlayan bu çalışmaların öncü isimlerinden biri de İbrahim Yasa’dır.
#Bu konuyla ilgili ilk eseri=Ankara yakınlarındaki ve ilk köy enstitüsünün kurulduğu,Hasanoğlan köyü üzerindedir.
#Yasa , araştırmasını burada asker-öğretmen iken
Öğrencileri ile gerçekleştirmiştir.
#Alan araştırması =Hasanoğlan köyü’nde 1944-45 yıllarında yapılmıştır.
#Yasa=Türkiye’de köy çalışmalarının başlamasın da Mahmut Makkal’ın bu yıllarda “Bizim Köy” adlı eserinin yayımlanmasının etkili olduğunu bildirir.
#Yasa için önemli olan=Türk Devrimi sonrası batılılaşmayı hedeşeyen Türkiye’de toplumsal değişme üzerinde bu hamlenin etkisini görmektir.
#Yasa’nın tespit etmeyi hedeşediği:Hasanoğlan Köyü’ne tren istasyonu yapılan 1915’den itibaren çalışmanın yapıldığı 1944 yılına kadar geçen yaklaşık 30 yıl sürecinde topluluğun değişim seyrini tespit etmek.
#Ona göre=Ulaşımın geliştiği yerler Türk Devrimi’ nin etkisinin en fazla olduğu yerlerdir.
#Onun temel hipotezi=Ulaşım ve sanayileşmenin geliştiği merkezlerin civarındaki köylerde sosyal ve ekonomik değişmeler olduğudur.
#Yasa’ya göre =Türkiye az gelişmiş bir Doğuülkesi’dir.
#Toplum bilimsel olarak toplumsal yapı=bir topluluğun toplumsal düzeni ,kuruluşu,kuruluşun işleyişi ve bir takım görevleri yerine getirme yolu dur.
#Yasa’ya göre bir toplumsal yapı incelenirken kullanılacak araştıma başlıkları=
-Toplumun demografik Yapısı,
-Etnik ve Kültürel Yapısı,
-Ekonomi politik ve toplumsal değişme ve sınışar,
Toplumsal değişme ve Temel sorunlar..
Yasa’nın sosyolog olarak önemli bir tespiti=
Ona göre,toplumsal sorunları anlayabilmek için, ileri toplumlarda uygulanan yöntemlerin toplumsal yapıya uygun olup olmadığı tartışılmalıdır.
#Yasa =Türk toplumunda görülen aile yapısına ilişkin türleri dörde ayırır:
*Göçebe Ailesi ,*Köy Ailesi ,*Kent-Kasaba Ailesi
*Taygeldi Ailesi
#Yasa’nın aile çalışmalarında yer verdiği orijinal aile türü=Taygeldi Ailesi
#Taygeldi Ailesi=Karşı cinsten çocukları olan dul insanların evlenmesi ile oluşan aile türü.
#Tay=Karşı cinsten çocuklara verilen ad.
#Onlara bu ismin verilmesinin nedeni :Bu genç çocuklardan tarımsal üretim alanında yararlanıl masıdır.
#Olay ise şöyledir=Dul bireyler evlenmeden karşı cinsten genç çocuklarını evlendirirler.Böylece bu çocukların birbirlerini konumlandırma sorunları nın ötesine geçmek amaçlanmaktadır.
#Yasa, toplumsal yapımızın unsurlarını analiz ettikten sonra toplumsal yapının özelliklerini sıralar.Bunlar:
-Otoriteye ve birincil gruplara bağlılık,
-Toprağa bağlılık ,
-Sihirsel ve dinsel inançlara bağlılık
#Bu özelliklerin inşa ettiği kişiliklerin özellikleri ise ;
-içe dönüklük, -kuşkuculuk ve güvensizlik ve -bencillik…
#Yasa=diğer toplumsal yapı çalışmalarında rastlanmayan bir biçimde toplumsal yapı ile kişilik özellikleri arasında bağ kurmaktadır.
#Yasa’yı bu alandaki diğer çalışmalardan ayıran = onun ,burada işaret edilen , yapının sadece kurumsal işleyişini değil değersel yönelimlerini de bize vermesidir.

#Yasa’nın diğer bir çalışma alanı Türk Aile Yapısı üzerinedir.
#Bu konuyla ilgili yaptığı iki temel çalışma :
-Birincisi Gecekondu Ailesi,
-İkincisi Yurda dönen işci aileleri
#1966’da yayınlanan İlk çalışması =gecekondu ailesinin doğuşu, oluşumu, gelişimini ele almak tadır.
#Türkiye’de gecekondulaşmanın altında yatan= köyden şehre göçün nüfus ve ekonomik nedenlerini irdeler.
#Buna göre=
-Eşitsiz toprak dağılımı ve işsizlik,
-artan nüfusu besleyemeyen küçük toprak dağılımı,
-tarımda makineleşme gecekondulaşmaya neden olmaktadır.
#Köy ailesinin şehre göçerken geçtiği üç aşama :
-Şehrin yaşam koşullarını araştırma,
-iş bulma ve ailenin getirilmesi,
-Bir gecekonduya sahip olma…
#Gecekondu ailelerinde çocuklarının ilerdeki mesleklerinin memur olmasını istemelerinin nedeni =Türk toplumunda görülen “efendilik kompleksi”ne bağlar.Bu kompleks Osmanlıdan beri toplumun yöneten ve yönetilen olarak ayrılmasından kaynaklanmaktadır.
#Yasa’nın aile ve toplumsal değişmeye odaklandığı bir diğer önemli çalışması Almanya’dan yurda dönen işci aileleri üzerine yaptığı araştırmadır.

KODLAMA YOLUYLA EZBER

#Hasanoğlan Köyü’ndeki esas toplumsal değişmeyi=Tren yolunun geçmesi sağlamıştır.
#Boran sosyal/toplumsal yapı tanımında=Kurum’ u vurgular.
#Ova-dağ=Boran’ın köy tipolojisi
#Manisa=Boran’ın toplumsal yapı çalışmasını gerçekleştirdiği il.
#Sindel Köyü’nde toplumsal değişme=İş-gücün değişmesine bağlı olarak gelişmiştir.
#Yasa’ya göre Türkiye=Azgelişmiş-Doğulu bir ülkedir.
#Ürünlerin toplum içinde dağıtım biçimi=Yasa’ya göre toplumsal yapının temel niteliklerinden biri değildir.

ÜNİTE 6
MÜBECCEL KIRAY

#Kıray=1923 yılında İzmir’de dünyaya gelmiştir.
#Kıray=1940 yılında DilTarihCoğrafyaFakültesi Sosyoloji Bölümüne kaydolur.
#Kıray’ın fakültedeki hocaları=Muzaffer Şerif, Behice Boran,Niyazi Berkes,Pertev Naili Boratav, bilim felsefecisi Nusret Hızır veEtnolog W. Eberhart’tır.
#Bu akademik kadro=Türkiye’nin toplumsal yapısını ,foklor çalışmalarından halk bilimine,toplumsal yapı araştırmalarından sosyal psikolojiye =dünyada yeni araştırma yöntemleri ile kavramaya çalışan bir kadroydu.
#Behice Boran=Kıray’ı en çok etkileyen hocaydı.
#Boran’ın sosyoloji alanında yaptığı toplumsal yapı araştırması=kendi alanında en özgün çalışma olarak varlığını korumaktadır.
#Boran tarafından başlatılan yeni sosyoloji anlayışı daha sonraki yıllarda Kıray tarafından devam ettirilecektir.
#Kıray=1962-1972 yılları arasında ODTÜ’de pek çok ders verir.=Sosyoloji Bölümünün kurulmasına öncülük eder.
#”Değişen Toplum Yapısı”= Kıray’ın yazdığı kitap
# Social Strafication In Medditerranian Bavin” = Kıray’ın derlediği kitap.

#Kıray’a göre sosyal bilim = Olgulara dayanarak yani insanların dışında var olan ,etki etse de etmese de var olan belirli tekniklerle bunları değişmeyi de göz önünde tutarak bilgi üretmelidir.
#Sosyal Bilimci=Sosyal bilimleri bütünde gerekli olan bilgilerin toplamını ve ondan süzülmüş bir genel görünüşü edinmiş olması gerekir.
#Kıray’ın gerçekleştirdiği ilk makro ölçekli sosyolojik araştırması=”Ereğli:Ağır sanayiden önce bir sahil kasabası” adlı çalışma(1964)
#Kıray=”Tampon Mekanizmalar” ve “Saçaklanma” kavramlarının sahibi
CAHİT TANYOL

#Cahit Tanyol=Edebiyatçı ,felsefeci ,sosyolog’dur.
#Sosyal bilimlerin farklı alanlarında yazan çok yönlü bir fikir adamıdır.
#Cahit Tanyol=”Aramak” adlı derginin imtiyaz sahibi(Felsefe eğitimi almak istemesi sebebiyle daha sonradan kapatmıştır)
#1944 İstanbul Ünv. Felsefe bölümü mezunudur.
#H. Z. Ülken’in isteği üzerine=1946’da İst. Ünv. Felsefe Bölümünde asistan olarak göreve başlar.
#Doktorasını tamamladığı tez=”Ahlakta Haz ve Elemin Rolü”(1949)
#Tanyol=”Sosyal Ahlak” ve”Sanat ve Ahlak” eserlerinin yazarı.
#Yine Ülken’in isteği üzerine=Sosyoloji bölümün de akademik yaşamına devam eder.1982’de emekli olur.
#Tanyol=1960 yılında=kendi açısından önemli toplumsal sorunların tespiti ve çözümüne yönelik
sosyolojik görüşlerini=siyaset alanına yansıt mış tır.
#1950’li yıllardaki çalışmalarında=Durkheim,Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin’in sosyoloji ve metot anlayışını benimsediği görülürken,1960-1990 yılları arasında Marksist metodoloji hakim olmuştur.
#Max Weber ve Onun bürokrasi anlayışı =1990’lı yıllardan sonra Tanyol’u etkileyen fikir adamı ve görüşü.
#Doğu Batı Farklılığı= Karşılaştırmalı tarihsel yöntem ve tarihsel materyalizmin etkisiyle, artık sezgi olmaktan çıkıp kesin bilgiye dönüşen Doğu-Batı farklılığından kalkarak, toplumsal yapımızı temellendirmeye çalışmıştır.
#Kemalizm ve Ordu=1990’lı yıllardan sonra Dünya ve Türkiye’de meydana gelen değişmelere bağlı olarak görüşlerinin odak noktası olanbaşlıklar.
#Bir din olarak İslamiyeti incelemeden önce=din olgusunun sınırlarını araşttırmak,açık seçik tanımını yapmak gerekir.Bunlar gerek içerik,gerek se ögeleri bakımından birbirlerine benzemezler.
#Bütün dinler arasında farklar olduğu gibi ortak olan özellikler bulunur.
#Her din olgusunda içeriği ve farklılıkları ne olursa olsun şu üç öğe bulunur:
a)Her dinde bir inanç sistemi vardır,
b)Her dinin kendine özgü bir ibadeti ve töreni vardır,törensiz din olmaz,
c)Her dinin bir kutsal yeri,bir tapınağı vardır,
#Seyri Sülük=Bizde çeşitli tasavvuf ve tarikatlara girenler bir çok denemeden geçmelerine verilen isim.
#Derviş kendisini doğal yaşamdan soyutlamıştır.
#Kişi içindeki nefs-i emmare’yi yani kendisini hazlara iten nefsi öldürmek zorundadır.
#Bunun nedenleri içinde önce diyalektik bir çatışmayla karşı karşıyadır.
#Bu diyalektik çatışmaya tasavvuf dilinde =
”nefs-i levvame” ile “nefs-i emmare”nin çatışması denir.
#İnsanı hazlara, şehvetlere sürükleyen nefs yani ben ile buna engel olmak için savaşan ben anlamında kullanılır.
#Sonuçta mistik “nefs-i mutmaine” yani kötülükleri yenmiş ve rahatlamış bir ben’e sahip olur.
#Mekanik dayanışma=dinsel niteliktedir.
#Tanyol’a göre yalnız toplum dinsel cemaatlerin toplamı değildir.
#Tanyol Durkheim’ın kutsal-kutsal dışı ayrımından hareket ederek din ve laik hayat arasındaki koşutluk üzerinde durur.
#Tanyol’a göre Durkheim’ın din sosyolojisi ile ilgili görüşlerinin çoğu eskimiştir.
#Tanyol’a göre Durkheim’ın din ve büyü üzerinde ileri sürdüklerinin bizim için özel bir anlamı vardır ve bu Şamanizm’den kaynaklanmaktadır.
#”Türk Medeniyeti Tarihi” adlı eser=Ziya Gökalp’ in eseridir.
#Asya toplumları arasında=özellikle Türk toplumunun kendine özgü bir dünya görüşü ve felsefesi vardır.Evrene ve insana bakış açısı bambaşkadır.
#Mitoloji=Türk Devlet Felsefesinin Kaynağı’dır
#Doğu-Batı dünya görüşünün arkasında var olan iki mitoloji=*Antik Çağ Yani Yunan mitolojisi,
**Şaman mitolojisi
#Şaman mitolojisinde önemli olan doğayı ve olayları yönetmek ve değiştirmektir.
#Türk devlet geleneğinde ne sınıf iktidarı ne de sınıf mücadelesinin olmadığını ifade eden Tanyol =halkın sınıf çıkarları için değildevletin adil olma sı için ayaklandığını belirtir.
#Tanyol’a göre Türk devlet geleneğini özelliği= Güzideler yönetimi olmasıdır.Bunun anlamı:
Devlete yönetici kadronun büyük ölçüde enderun denilen saray mekteplerinden yetişmesiydi.

KODLAMA YOLUYLA EZBER

#Toplumlar durağandır=ifadesi=Kıray’ın toplumsal değişme konusundaki görüşünü yansıtmaz
#Feodal şehir-modern şehir=Kıray’ın sosyal yapı ve değişme için kullandığı kavramsal çerçeve
#Ara Formlar=Ereğli çalışmasında toplumsal değişmenin buhransız olmasını sağlayan değişimi dengeleyen temel unsur.
#Patronaj İlişkileri=Kıray’a göre Türkiye’de eski yapıdan yeni yapıya geçişte kullanılan en kapsayıcı ilişki
#Kutsal olanla kutsal olmayan ayrımı içermesi=
Din olgusunda bulunan özelliklerden biri değildir.
#Türklerde toplumu devlet şekillendirir=ifadesi= Tanyol’un devlet konusundaki görüşlerinden biri değildir.
#Laik ahlakın kaynağı=İdeoloji’dir.
#Tarih=Eylemlerimize müeyyide(yaptırım) koyan faktörlerden biri değildir.
ÜNİTE 7
MÜMTAZ TURHAN

#1908 Doğumludur.
#1928 yılında Almanya’ya giderek Berlin ve Frankfurt Üniversitelerinde yüksek öğrenim yapmıştır.
#Frankfurt Üniversitesinde psikoloji doktorasını tamamlar.
#1936 yılında İstanbul Ünv. Edebiyat Fak. Tecrübi Psikoloji Çalışmaları kürsüsünde akademik faaliyetlerini sürdürür.
#”Kültür Değişmeleri” ve “Garplılaşmanın neresin deyiz? Adlı kitapları en önemli eserlerindendir.
#Psikoloji,Sosyal Psikoloji ve Sosyal Antropoloji nin kavram,kuram ve yaklaşımlarından yola çıkarak Türk toplumunun geçirdiği tarihi,toplum sal ve kültürel değişim sürecini anlamaya çalışan bir bilim adamıdır.
#”Serbest ve Zorunlu kültür değişmesi” kavram ları=Kültür Değişmeleri adlı eserinde kullandığı kavramlardır.
#Kültür, Kültür Değişmeleri ve Köy Araştırmaları=”Kültür Değişmeleri “adlı eserin öncü ve model olduğu araştırma konuları
#Düşünce sisteminin merkezine bilim ve bilim zihniyetini yerleştirerek ;
Köy kalkınması, Toprak Reformu ve Milli Eğitim konularında düşünce üretmiştir.
#Bütün alanlarda bilimin ve bilimsel düşüncenin rehberliğini savunur.
#Ona göre Aydınlar Türk toplumunun önünü açacak ve kalkınmasını sağlayacak olan tabaka
#Bu sebeple bilim adamları ve teknisyenler yetiştirmek için yüksek öğretime önem verilmeli ve Batı Avrupa ve Amerika’ya eğitim için öğrenci gönderilmelidir.

CEMİL MERİÇ

#1916 Doğumludur.
#Hatay’da Fransız Kültürü ağırlıklı bir eğitim aldı.
#Kendisi eleştirel sosyologlar çizgisine dahil edilmektedir.
#Batı Sosyolojsini hem kendi içinde hem de Türk toplumuna uygulanabilirliği açısından sorgulayan düşünürler arasındadır.
#Batı Avrupa tarihini, toplumsal olayları, toplum sal sınıf ve tabakaları eleştirel bir bakış açısıyla incelemiştir.
#Batı ve Doğu toplumları,Batı Avrupa’da toplumsal sınışar ,oryantalizm ,ideolojiler ,aydınlar gibi konularda fikir üretmiştir.
#İbn Haldun ,Saint Simon,Proudhon ,Machiavelli
Karl Marks ve Max Weber başta olmak üzere birçok Batılı düşünür ve Türk aydını hakkında değerlendirme ve eleştirilerde bulunmuştur.

KODLAMA YOLUYLA EZBER
#Kültürleşme=Mümtaz Turhan’ın Kültür Değişmeleri adlı eserinde anahtar rol oynamaz.
#Serbest Kültür Değişmeleri=Bir toplumsal grup veya toplumun başka bir toplumla karşılaştığında iç ve dış herhangi bir baskı altında kalmaksızın gerçekleşen kültür değişmesidir.
#Yüksekeğitim eksenli,birinci sınıf bilim adamı ve uzman yetiştirmeyi esas alan bir eğitim politikası=
Mümtaz Turhan’ın o günün Türkiye’sinde Türk eğitim sisteminde öngördüğüpolitika.
#Mümtaz Turhan Türkiye’nin köy politikasını= Sanayileşme ve göç süreci ile birlikte ortaya çıkacak olan problemleri de kapsayan,ülke kalkınması ile insani ve kültürel açılardan ele almıştır.
#Mümtaz Turhan Türkiye’nin o dönem içerisinde sanayileşmemiş olmasını=Birinci sınıf bilim adamı ve uzmanların yetersizliği ile bilim zihniyetinin yerleşmemesi
#Cemil Meriç=Eleştirel Sosyologlar arasında değerlendirilmektedir.
#İbn Haldun=Cemil Meriç’e göre sosyoloji bilimi nin gerçek kurucusu
#Saint Simon o günün Avrupa’sındaki toplumsal tabakaları=Çalışanlar-Aylaklar=ikilemi içerisinde ele almıştır.
#Cemil Meriç, Karl Marks’ı ahlak ve politikayı birbirinden ayırması bakımından Machiavelli nin devamı olarak nitelendirmektedir.
#Cemil Meriç sosyolojiyi eleştirel bir çerçevede değerlendirdiği yazılarında onu= Yeni bir ideoloji-Teoloji olarak adlandırır.

ÜNİTE 8
BAYKAN SEZER

#Sosyoloji=Batı’da belli koşul ve tasaların ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
#Batı’nın söz konusu dönemdeki tasaları sosyolojiyi ve sosyolojinin başvuru kavramlarını da belirlemiş bulunmaktadır.
#Batı kendi içindeki sorunlara öncelik tanımış ve sorunlarına dünya egemenliğini elinde tutmanın kendisine verdiği güven içinde açıklamalarında birim olarak toplumu almış ve toplumla sınırlı tutmuştur.
#Ayrıca kendi dünya egemenliğini kesinleştirmek için bir mutlak toplum kavramını ortaya atmıştır.
#Baykan Sezer=Türk sosyolojisinin ana sorunlarından söz ederken=köy sorunu ve kalkınma sorununun altını önemle çizmiştir.
#Bu bağlamda köy=kalkınmada bir lokomotif görevi görürken günümüzde kalkınmanın önünde ki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir.
#Baykan Sezer=Köy sorununun ortaya çıkmasınıyani Osmanlının inkarı ve Batılılaşmanın Türkiye’de gerçekleşebilmesi için gerekli ortamın hazırlanmasında köy romantizmi yapıldığını belirtmektedir.
#Baykan Sezer’in çalışmalarında en önemli tespitlerden birisi=sosyolojinin günlük siyasi çekişme içinde fonksiyonunu yitirmiş olmasıdır.
#Baykan Sezer’in sosyoloji-tarih ilişkisini vurgulaması ve sosyolojinin belki başka hiçbir ülkede görülmeyecek şekilde tarihle yakın ilişki kurması zorunluluğunu belirtmesi çok önemli bir vurgudur.
#Reklefsif Bilim=Kendini sorgulayabilen, kendi üzerine sorular sorabilen ve bunu yenileyerek sürekli hale getirebilen bilimsel faaliyet.
ŞERİF MARDİN

#1927 İstanbul doğumludur.
#1948 yılında Stanford Ünv. Siyaset Bilimi Bölümü’nde Lisans eğitimini,
#1950 yılında John Hopkins Ünv .Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisansını,
#1958yılında Stanford Ünv. Hoover Enstitüsü Bilimi Bölümünde doktorasını tamamlamıştır.
#Şerif Mardin’in=sosyal bilimler alanında, tarihsel
kültürel ,ekonomik ,siyasal ve sosyo-bilişsel bileşenler çerçevesinde “bağlamı” ön plana çıkaran metodolojiye sahiptir.
#İnterdisiplinerliği öneren ve kaçınılmaz kılan ilgi alanları vardır.
#1954-1956 yılları arasında Ankara Ünv. Siyasal Bilg. Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak görev yapmıştır.
#1954-1966 yılları arasında yazılarının yayınlan dığı ve dönemin en önemli dergilerinden biri olan Forum Dergisi’nde yazarlık faaliyetine başlamıştır.
#1967-1970 yılları arasında Türkiye Sosyal Bilimler Derneği kurucu başkanlığı görevini yürüt müştür.
#1994 yılında kurulan Yeni Demokrasi Hareketi nin kurucu üyeleri arasında yer alır.
#Sosyolojik düşüncelerinin temelinde socioustemelli bir sosyal bilimsel metodolojiye dayalı bir sosyal bilim anlayışı yatmaktadır.
#Türk Modernleşme Sorunsalını, toplumsal yapı ve kültür ilişkilerinin tarihsel ve toplumsal arka planlarını göz önünde bulunduran bir perspektif içinde “ampirik” ve “yorumsamacı” çerçevede analiz etme girişimindedir.
Kültür kavramının bireylerintoplumsal gerçeklik içindeki yerlerini belirlemede kullandıkları bir referans çerçevesi olarak modernleşme dinamik leri ile birlikte yerinden eden ideolojilerin bu süreçte önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Kök paradigmalar üzerinde etkili olan volk islamın mahalleler bazında kültürün kişilik katında üstlendiği fonksiyonların yerini tutabilecek bir ethos inşa edilebilmesi çabaları
nın (merkez-çevre) analizi bu noktada Osmanlı-
Türk aydının tutumlarında belirginlik kazanmaktadır. Görkemli yapılar olarak devletmitosununve küçük geleneksel yapıların hakim olduğu halk katlarına yönelik normatif stratejiler
üretme eğiliminin karşısına Mardin, nesnenin bilgisinedayalı ampirik veri üzerinden oluşturulacakbir siyaset mantığını koyarak bu iki farklı tutumarasındaki farklılaşmanın toplumsal, ekonomik,kültürel ve politik sonuçları üzerinde durmaktadır.Şerif Mardin’in ortaya koymuş olduğu görüşler,toplumsal alana ilişkin olarak geliştirilecek siyasalstratejilerin hedeşeri her ne olursa olsun; öncelikliolarak nesnelerinin bilgisine sahip olmalarına katkıda bulunacak bir sosyal bilim geleneğinidestekledikleri ve onun verilerine uygun stratejilerüretildiği takdirde başarılı olunabileceğineişaret eden bir temelden hareket etmektedir. BuTürkiye’de sosyal bilimler geleneğine yönelikönemli bir eleştirel perspektif olarak değerlendirilmelidir.
KODLAMA YOLUYLA EZBER
#Farklı Çatışmalar=Baykan Sezer’in Doğu-Batı çatışması konusunun temelinde yattığını belirttiği düşünce
#Yöntem=Baykan Sezer’e göre karşılaşılan bir sorunu çözmede sistematik yollar izlemeye verilen ad.
#Kendine özgü yöntem ve teknikler geliştirmek=
Türk sosyolojisi’nin önünde bulunan seçenekler den biridir.
#Batı Sosyolojisi=Baykan Sezer’e göre Türk Sosyolojisinde en büyük kaynak
#Normatif Olması=Şerif Mardin’in sosyolojisinin özelliklerinden biri değildir.
#Merkez-Çevre=Şerif Mardin Türk siyasetinin anahtar analiz araçlarından bir olarak önerdiği analiz birimleri
#Kök Paradigma Kavramı=Şerif Mardin’in çalış malarında siyasal islamın analizinde bir referans çerçevesi olarak göze çarpmaktadır.
#Yumuşak İdeoloji=Şerif Mardin’in ideoloji analizinde “kitlelerin daha çok şekilsiz inanç ve bilişsel sistemlerini ifade eden, vaziyet alış-tutumları “na karşılık gelen terim
#Yumuşak-Sert=Şerif Mardin’in ideoloji analizinde kulandığı ideoloji tipleri:

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Aralık 2016
P S Ç P C C P
« Ağu    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

Diğer 2.021 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: